Sunday, April 08, 2007

candy

hersey mavi.
hersey gittikce mavilesiyor.
aklim basima karisiyor.
renklerim,uykularim akip gidiyor.
yalnizligim,kanima karisip gidiyor.
hersey o kadar cok,o kadar yogun ki.
dusunceler gerceklerden daha yogun.
daha cok.
sen.
sen daha coksun.
daha fazla,daha derinsin.
sen.
gokyuzune uzanan köprüsün,
mutluluga beni cekmeye calisan
ucurumdan sallanan bir umutsun.
umutsun.
ta kendisisin
her gördügümde
her icine sictigimin durumunda
kaderin
lülelerini actigi
kahkullerini savurdugu
her durumda
karsima cikansin.
siktiri boktan insanlarin söyledigi
siktiri boktan bir seysin.
yine de cozumun
sende olduguna inandigimsin.
cunku bende siktiri boktanin
en önde gideniyim, biliyorsun.
bagimli oldugum,
korkarak
icime cektigim
baska diyarlara beraber göctügüm
sonrasinda
kendimi bilmezlikle
yine sana döndügüm
kanimdasin
kalbimin ta icinde
beynimde
vucudumun her siktiri boktan
hucresindesin
o siktiri boktan vucudumu
mahvederken
bir orospu gibi
ondan betermis gibi
zülmederken
daha cok baglaniyorum
daha cok
daha
da
ve
bir parcam olmani
beklyorum
birakmak bu kadar zorken
nasil olur da
karsi cikar
daha fazla ihtiyacim
yok diye
yok
ama
yalan
her boktan sey gibi
yalan da seninle esit
buna inanmamak
yalancilik oyununu
sürdürmek
kaybedenlerin en
en en
önde gideni oldugunu
bilmek
ve
yine de
yine de sana baglanmak
yine de
sensiz yapamamak
her uzaklastigimda(yaklastigimda)
geri geri gitmek
dönmek ve bir
daha hic dönmemek
ayni yaraya
defalarca tuz basmak
ve bundan zevk almak..

you're my hero(ine).

Saturday, October 29, 2005

ateş üstünde imgeler.

çocuk olduğumu biliorum.hayır ya,bu "regression" değil,kusura bakmayın,bilemediniz.25 puanınız eksildi beyefendi.bi' dahaki sefere çalışıp gelin ve derslerde uyumayın lütfen!herneyse,ne diyordum?ha,evet.bunu bana unutturamayacaksınız.beni doktorsuz revirlerde iyileştiremeyeceksiniz.ben yine hergün,aynı sancıları çekmeye devam edeceğim.ve bir gün gelecek diyeceksiniz ki:"çok yazık oldu." unutturmayacaksınız ki.bana yine hergün,bebek bisküvileri atacaksınız; suratıma,ağzıma,burnuma.belki canım yanmayacak ama,bana öle imgelemler yaşatcaksınız ki,çin işkencesinden beter olacak.ama ben yine,(kaçak girmiş olduğum) bu yeryüzünde,kabuslar arasından sızıp kendi rüyalarımı yaratacağım.o rüyalar,kusura bakmayın çocuklar,4400 vari yetenek ortaya çıkarıcı özellikte olmayacak.ne gördüğünüzü hatırlamayacaksınız bile.sadece (benim tersime) mutlu kalkacaksınız yataktan,o size yetecek.varsın kırmızı ışıkta geçsin arabalar,ben yine ne yapacağım biliyor musunuz?atıcam kendimi kumlara,kaç tane yıldız var acaba denizde diye sayacağım.o kadar hayalperest,pervasız ve cesur kalacağım hep.ah ama bir de yemin ettim,ruhumu başka bi erkekle aldatmayacağım.

Thursday, October 27, 2005

Dünya yalnızca 11 dakika süren bir şeyin çevresinde dönüyor.


"Bugün birine hayatımı anlatmam gerekirse, kendimi bağımsız, cesur ve mutlu bir kız gibi gösterebilirim. Dünyada bundan daha kolayı yok: On bir dakikayı alt edebilecek biricik sözcüğü ağzıma almayayım, yeter. Aşkı kabul edilmiş bir kölelik olarak mı algılasam? Bu bir yalan. Özgürlük, ancak aşk olduğunda var. Kendini kayıtsız şartsız teslim eden, kendini özgür hisseden, sınırsızca sever.Ve sınırsızca seven, kendini özgür hisseder. İŞte bu yüzden,yaşayabileceklerime, yapabileceklerime, keşfedebileceklerime rağmen, herşey boş. Umarım bu zamanlar çabuk geçer de kendimi aramaya başlayabilirim tekrar - beni anlayan, incitmeyen bi adama rastlayarak. Daha aşık oldugum adamları kaybettiğimde yaralanmıştım zaten. Bugün kimsenin kimseyi kaybetmediğine, çünkü kimsenin kimseye sahip olmadığına eminim. Özgürlüğü gerçekten yaşamak budur. Dünyanın en önemli seyini elinde tutmak,ama ona sahip olamamak."

...bu sadece seni seviyorum demek içindi...

Sunday, January 23, 2005

O(ske).C(ise).

california,here we come.

Friday, January 07, 2005

bırakılmış izler.

onları takip ederim.buna gücümün yeteceğini hayal etmek o kadar uzak ki.bir şeyler bitmeli mi?ya da bitirmemeye çalışmalı mı?vakit kavramını yitirip sonsuzlaşmak mı?güzel şeyleri güzel yapanları bulabilmek mi?ya da kavrayabilmek?kafamın delicesine dolu olduğu günler.post-it lerle dolu bir oda.paylaşılmayı bekleyen bir yalnızlık.bilgisayara tapmanın ötesine geçip onu kıskanma ve patlamasından korkma.pudranın üzerine düşen damlalar.parmak izleriyle silinmesi.tersinden.düşlemek.yapamamak.uzun bir gece var önümüzde,geçemeyecek.her saniye saat sayılacak.monologların lüleleri nerdedir?uzun sessizlikler ve asla bozulmaması.başka boyutlar.fısıltılar.sadece sana ait."bu kez bitecek.başaracaksın ve herşeyi altüst edeceğiz."öksürükler ve öksürükler.uzun mu uzun topuklar.bunların üstündeki beyaz kadınlar.bembeyaz.fildişi beyaz.siyah kuyruklu yıldızların çekirdeklerini saran ışıklı gaz yuvarları.birdenbirelik ve gözlerin buluşması.değerleri anlamanın bizim aleyhimize yüklenen bir program olduğunu düşünmek.isyankarlık.intoksitasyonlara başvurmak.gerçekleri yalan yapabilmek.öle olduklarını kanıtlamak."hey,doğumgünün kutlu olsun!"oyunda ben önce olmak istemiorum.biliyorsun,korkuyorum.ilk atılımlar?ilk adımlar.evet,başlangıçlar perdenin arkasından birşeyleri görmek gibi.bulanık.o kadar bulanık ki,herşey herşey olabilir.anlayamazsın bile.ama sanırım aldatılmak kadar basit bi olay yok."çok kafaydım,ne yapabilirdim ki?"kokular."fizik laboratuarından bile berbat.pencereleri açın çabuk!dayanamıorum."flashback."vaov!ne süper bir dörtlüymüşüz be."nasıl biter?nasıl bitebilir?nasıl bitmeli?"hayat.bana yalan söylemeyi öğretti."dipnot:izleri aramaya devam ediyoruz.birileri üzerini kapatmış olabilir.ama önemli olan görünmeyenin arkasındakini çıkarmak.yapan yapar.

Saturday, January 01, 2005

le premier.

son gece.ilk gün.yeni bir yaş ve yaşanan düşkırıklıkları.sanırım eğlendim.kendimi eğlenmeye şartlamıştım.istediğim yoldan olmadı ve biraz pahalıya patladı ama olsun.yazamayacak kadar moralim bozuk.ytl ye alışabilirim.bunu yapabilirim ama mantarları unutamam.

Tuesday, December 14, 2004

kenar süsü

otuz sekiz.kırk.otuz sekiz.kırk.otuz sekiz...tamam,yeter.bu baskıya dayanamıyorum.bana bu kadarı yetiyor gözyaşlarımı dökmem için.kendimi yetersiz hissetmek için.kendimi embesil olarak görmem için.yetiyor.artık unutmak istiyorum.bu sayıları kafamdan uzaklaştırmak,beni sinir etmelerine izin vermemek istiyorum.hayır,zvart'a da kızamıyorum.ne yazık ki.kadın benden nefret etse,anlıcam. ama değil ki.nefretimi kusacak bir yer yok.asık ve ağlamaktan şişmiş suratımla insanlara bakmaktan nefret ediyorum.acıyan bakışlarına dayanamıyorum. kendimi tutmaya çalışıyorum ve bir işe yaramıyor.neyse,durdu.vücudumdaki tüm suyu göz pınarlarımdan akıttım herhalde.artık isyan ediyor bana.peki.tüm bunlar ne için?niye üzülmek zorundayım?hangi düşünce zorluyor buna beni?istemiyorum.dedim ya,istemiyorum.hiçbi' şeyi takmamak istiyorum.derslerde uyuyabilmek,hocalara meydan okumak.yok.olmuyor.olamıyor. belki de uçmak istiyorum.sihirli mantarlarla.onları bulabilmek istiyorum.ama kendim.oski'mle. "aa, bak burda ne var?!" ve onları yemek.benek benek. kaçıp gitmek.bunun düşüyle daha ne kadar yaşayabileceğimi merak ediyorum. belki de öyle bir an gelir ki,sonsuza kadar orda kalmak isteye(bile)ceğim.şanssız bir insanım.buna ben karar vermedim. bunun için kime kızacağımı da bilmiyorum.sanırım beni şu an tek mutlu edebilecek şey soğuk bir süt ve çikolatalı kek.avakado bir işe yaramadı.artık bir ulaşılmazlığı da kalmadı,doğru ya. böyle olmasını istemezdim.ama tarih kendini tekrarlamaya devam ediyor.peşinden delice koştuğun birinin eninde sonunda sana yüz vermesi,ona olan hislerinin bir anda yok olmasına neden olabiliyor.bu bende hep oluyor ne yazık ki.avakado da aynısını yaptı bana.kırıldım.onun mesafeliğini,ulaşılmazlığını seviyordum. şimdi herşey o kadar basitleşti ki.kendimi bi' iş yaptığım için mutlu,gururlu hissedemiyorum artık.sanırım şu an bodrum'da olmak isterdim. oski'm duymasın.yoksa "yine mi bodrum!" bıdıbıdılarına başlar. öyle evet. kesinlikle yeniden başlıyor. 2.evim orası.başka türlüsü olamaz gibi geliyor zaten.herşeyi yaşayabildiğim yerdi orası.anlamsız bir ilk öpücük.mehtabı seyretmeler,sabahlamalar,itiraflar eşliğinde sahilde uzanmalar,ayışığında yüzmeler,ıslak-buğulu bakış-ma-lar.bunlar anlamsız ama sana hayatı yaşadığını hissettiriyor. burası? her gün üzülüyorum ve başka bir şey yaşadığım yok. bunu okumana o kadar da gerek yoktu.basit bir kenar süsü gibi görebilirsin.